Muharrem İnce, basın açıklamasında bulundu

Muharrem İnce; “Herkes konuştu bilen de konuştu bilmeyen de konuştu ama bir tek Muharrem İnce konuştu mu? Şimdi Muharrem ince konuşacak”

Muharrem İnce'nin konuşmasında satır başları;

  • 18 yıllık bir iktidar. Türkiye'nin sorunlarını çözemediği gibi, yeni sorunları da maalesef eklemiştir.
  • Mühürsüz oy pusulaları ile kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye'nin sorunlarını daha da derinleştirmiştir.
  • Yargı bağımsızlığı kalmamıştır.
  • Devlette kurum ve kurallar çökmüştür.
  • Merkez Bankası gibi kurumların bağımsızlığı yok edilmiş, bu kurumların kamuoyunda inandırıcılığı kalmamıştır.
  • Bu dönemde din ve vicdan arasındaki bağ koparılmıştır.
  • Hesap verme ile utanma arasındaki bağ koparılmıştır.
  • Verimli tarım arazilerini amaç dışı kullanan, ata tohumlarının kıymetini bilmeyen, üretimi değil ithalatı özendiren, bu politikalar sonucunda ne yazık ki bizler bu zengin toprakların yoksul çocukları haline geldik.
  • Enerji güvenliği, ekonomik güvenliğimizin ve ulusal güvenliğimizin temel taşıdır.
  • 2000 yılında enerjide dışa bağımlılığımız %67 iken, bugün enerjide dışa bağımlı olduğumuz %72.4'tür.
  • Doğalgazda dışa bağımlılığımız %99,6 ‘dır. Petrolde dışa bağımlılığımız %94,3’tür.
  • Ülkemizde enerji sorun değildir, enerji yönetimi sorunu vardır.
  • Dış politikada, denge politikaları kuramayıp gelgitler yaşayan, ticari ilişkilerle diplomatik ilişkileri düzenleyebileceğini zanneder.
  • Mavi Vatan olarak tanımlanan 462.000 kilometrekarelik alanda büyük bir zenginlik bulunmaktadır.
  • Bu alandaki haklarımızı korumak partiler üstü bir anlayışla ele alınmalıdır.
  • Türkiye'deki muhalefet bu konuda yüksek sesle destek mesajı vermelidir.
  • Bugün ülkemizde on sekiz yılı sonunda işsizliği arttıran, halkı yoksullaştıran, milli geliri düşüren, ekonomideki memnuniyeti buzdolabı satışına bağlayan bir Cumhurbaşkanı var.
  • Oysa önemli olan evde buzdolabı olması değil içinin dolu olmasıdır. Türkiye'yi bu noktaya lider partileri götürmüştür.
  • Türkiye'nin hem iktidar hem muhalefet sorunu kaynağında vardır.
  • Siyasi partilerin işleyişinde demokrasi kalmamıştır, ne yazık ki bu kötü gidişattan Cumhuriyet Halk Partisi de nasibini almıştır.
  • Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde ilk kez meclis grup başkanvekilleri seçimle göreve gelmiyor, genel başkanları atıyor.
  • CHP'yle özdeşleşmiş olan ön seçim artık yok! Size bir anekdot anlatmak istiyorum. Yıl 1977 İzmir İl Başkanı Sedat Akman’ı, Genel Başkanımız rahmetli Bülent Ecevit arar der ki ‘bir kontenjan istiyorum milletvekilliği için.’ ‘Sayın Genel Başkanım hay hay kabul ama " kim için, ne için ?" kullanacaksınız.’’ “ Ahmet Taner Kışlalı için kullanacağım çünkü onu Kültür Bakanı yapacağım’’ der, ‘ilk dört sıra olmaz der’ İl Başkanı Sedat Akman ve beşinci sıraya koyarlar… Partinin bu halden ne hale geldiğini herkes bir daha görsün!
  • Kurultaylarımızda beş dakika konuşabilmek için büyük mücadele vermek gerekiyor.
  • 1950 ila 1960 arasında Cumhuriyet Halk Partisi çok kötü günler yaşamıştı, iktidarı devretmişti!
  • Bu 10 yılda, 7 kurultay yapmıştır. O günlerde ilerlemiş yaşına rağmen Genel Başkanımız rahmetli İsmet İnönü, o kurultayları saatlerce günlerce haftalarca sonuna kadar izlemiştir.
  • Bugün, kurultayda Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı bir konuşmacıyı dahi dinlememişti, kendisi konuşup çekip gitmişti.
  • Hafta sonu yapılan kadın Kolları Kurultayı'na ise katılma zahmeti dahi göstermemiştir.
  • Partinin bir üst en üst organı olan, kurultayın seçmediği Parti Meclisi üyesini iki satırlık bir yazıyla; "siz seçmezseniz seçmeyin, ben Genel Başkan Yardımcısı görevini ona veririm" diyerek kurultay iradesini de tanımayan bir Genel Başkanımız var artık.
  • Bir siyasi parti, ömrüm "CHP zihniyetiyle mücadele etmekle geçti" diyen dostlarına değil, önce kendi gücüne ve kendi evlatlarına güvenmelidir.
  • Cumhuriyet Halk Partisi, İçişleri Bakanlığı'na dilekçeyle kurulmuş bir parti değildir. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi 'den ayrılırken de dilekçeyle ayrılınmaz.
  • Ayrılsam bile CHP'yi yıpratmak için değil, kurtarmak için ayrılırım. Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'ün işgal altındaki başkentimiz İstanbul'u kurtarmak için ayrılıp Ankara'ya gitmesi gibi."
  • Salıdan salıya iktidarın stratejik olarak kuyuya attığı taşları temizlemek ve laf yetiştirmek kolay yolu seçmek ve muhalefet olarak kalmaktan memnun olmak demektir.
  • AKP çökecek, bunu ben de görüyorum. Çökecek ama Türkiye'nin üstüne çökecek. AKP çökerken ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partisi bir seçenek, bir alternatif, bir kurtarıcı rolü görmüyor. Cumhuriyet Halk Partisi sadece bir gözlemci olarak olayı seyrediyor. Çökse de armut pişse de ağzımıza düşse mantığında devam ediyor.
  • Siyasi partilerin kendi işleyişlerinde demokrasinin olmaması, Türkiye demokrasisini de çökertti. Türkiye'nin sorunlarını ne tek aday iktidarı ne de tek adam muhalefeti çözebilir.
  • Ben gidersem o ülke dağılır diyenlerle, ben gidersen parti dağılır diyenlerin ortak noktaları oturdukları koltuklara duydukları aşktır.
  • İşler kötüye giderken kendi hatalarını dış mihraklara bağlayanlarla, kendileri gibi düşünmeyenleri sarayın adamı ihaneti ile suçlayanlar, bunlar aslında aynı yolun yolcusudur.
  • Türkiye'nin sorunları ortak akılla, ortak iyiyi bulmakla ve ortak değerlere sımsıkı sarılarak sahip çıkmakla olur.
  • Türkiye seçeneksiz değildir. Türkiye, saray rejimine mecbur ve mahkûm da değildir. Ayrıca Türk seçmeni tutucu da değildir.
  • Yüzde 80’i değişkendir. Bu sefer şu partiye, şu adaya oy vereceğim diye başlar. Ben inanıyorum ki Ecevit'in yüzde 42'si mümkündür. Hatta 50 artı 1 de mümkündür.
  • Biz Türkiye'ye bir seçenek sunuyoruz. Bizim başlattığımız hareket bir muhalefet hareketi değildir.
  • Parti içi muhalefet hareketi hiç değiliz. Amacımız karamsarlığı, umutsuzluğu yok etmek ve bir çıkış yolu göstermektir.
  • Bu toprağın insanları en zor en karanlık dönemlerde bile umudunu, cesaretini, dayanışma ruhunu kaybetmemiş ve küllerinden yeniden doğmasını bilmiştir.
  • Türkiye'nin barışmaya, üretime ve adil bölüşmeye ihtiyacı vardır. Bugün başlattığımız hareketin adı “Bin Günde Memleket Hareketi’dir.”
  • Adımız “Memleket Hareketidir” bin günden “Memleket Hareketi”
  • Bu hareketin kadrosu alanında uzman, Türkiye sorunlarına kafa yoran, çözüm üreten kişilerden oluşmaktadır. Önümüzdeki günlerde bu kadroyla karşınıza çıkacağız. Kadromuzla, söylemimizle, milletimizle zafere hazırlanıyoruz.
  • Bu hareket gücünü de finansmanını da milletten alacaktır.

  • Milletimizin isteklerini, kadromuzun vizyonu ile birleştirip yolu yürüyeceğiz. Ne diyor Mevlana? “Yola çık, yol sana görülür”…
  • Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nasıl millet bizi finansa ettiyse yine edecektir ve bu 83 milyonun gözünün önünde olacaktır.
  • Dolar yedi yıllık yirmileri aşmışken, hukuk sistemi çökmüş, adalet can çekişirken, Akdeniz'de Milli hak sınırlarımıza taarruz varken, bu millet hiç hak etmediği acılarla, sıkıntılarla boğuşuyorken yola çıkmanın tam zamanıdır
  • Bu nedenle 4 Eylül'de Sivas Kongresi'nin yıldönümünde Sivas'ta olacağız. 4 Eylül’de memleket hareketini hep birlikte başlatacağız.
  • Bin Günde Memleket Hareketi'nin yol göstericisi bu toprakların en büyük devrimcisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olacaktır.
  • Bizim hareketimizde asla Atatürk düşmanları olmayacaktır.
  • Nerede olursak olalım gönlümüz her zaman Atatürk'tedir.
  • Bu hareket aklı ve bilimi esas alacaktır. Irk, dil, din, mezhep, cinsiyet ayrımcılığına, şiddetle karşı çıkacaktır.
  • Doğaya ve çevreye saygı ön koşulumuz olacak.
  • Kadına şiddet ve çocuk istismarına en yüksek sesle karşı çıkacaktır.
  • Tüm gençler, endüstri beş sıfırı herkesten önce bilecek, izleyecek uygulayacak. • Bin Günde Memleket Hareketi, gençlerimizin yaratıcı, yenilikçi görüşlerine, en üst düzeyde öncülük edecektir.
  • Yolumuz zordur. Kenetlenerek bu zorluğu aşacağız.
  • Demokrasi özgürlük ve adalet mücadelesini başarıya ulaştıracağız. Bu anlattıklarımda Cumhuriyet öğretmeninin ülkesiyle ilgili güzel düşleri vardı. İlerde size tanıtacağım, çok kısa sürede size tanıtacağım. Alanında uzman, çözüm üreten arkadaşlarımızla yollara düşeceğiz.

Allah yardımcımız olsun. Katıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum, ikinci bölümüne geçiyorum,

  • Şimdiden tahmin ediyoruz, sorularınızın hepsini biliyorum. O zaman ben onlara tek tek cevap vereyim.
  • Seçim gecesi neredeydin? Bitmedi. Bunu böyle bir anlatayım.

Zonguldak'a mitinge gidiyorum. Bartın milletvekilimiz Rıza Yalçınkaya’yı Cumhurbaşkanı adayı olarak görevlendirdim. Git, mitingle ilgilen diye. Rıza Yalçınkaya yolda öğrendik ki milletvekili iken, yeni listeye konmamış.

  • Tek bir gerekçesi var; Muharrem İnce'ye yakın olması. 14 milletvekilinin hepsine tırpan çekilmiş; “Yani futbol maçını düşünün; Cumhurbaşkanı adayı; teknik direktör, genel başkan; kulüp başkanı, futbolcular da milletvekili. Başkan diyor ki “ben futbol oynamam sen oyna, ama takımı ben yaparım“ diyor. Takımı o yapıyor, oyuna ben çıkıyorum.
  • Mitingde görevlendirilen arkadaşım, listeye konmamış. Hangi moralle ben miting yapacağım, sıfır moralle miting yaptırdılar bana.
  • Televizyonlarda bir Kemal Bey’in reklamı, bir benim reklamım. Kemal Bey’in reklamını neden veriyorsunuz? Sayın Kılıçdaroğlu aday değil ki, o aday benim. Talimat veriyorlar gazeteler, televizyonlar benim reklamlarımı kesiyorlar.
  • Bana yakın isimler beni Milletvekili yapmıyorlar
  • Televizyonlara reklamlarımı vermiyorlar. Bu psikoloji altında bana miting yaptırıyorlar ve dünya siyaset tarihinin en yoğun mitingini yapıyoruz.
  • Moralimi bozmak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar, ne geliyorsa.
  • Bana yakın isimleri aday yapmıyorlar. Billboardlara afişleri az asıyorlar, örgütlere para göndermiyorlar, kazanmasın diye ellerinden geleni yapıyorlar.

Geldik, seçim gecesine

  • “Ne yapıyorsunuz?” dedim, bana bilgi verin diyorum, bilgi vermiyorlar.

Bilgi yok elde!

  • Nasıl çıkacağım milletin karşısına ben. İkinci tura kaldım mı, kalmadım mı? Bilmiyorum ki!
  • Sabah olduğunda sordum? “aldınız mı bütün tutanakları, 180.000 tutanağı?” aldık. Peki, o zaman teşekkür ederim.
  • YSK’ya yazı yazdım. Cumhuriyet Halk Partisi, kaç sandıkta gözlemci vermemiş? 13 bin sandıkta Cumhuriyet halk partisinin gözlemcisi yok. 4 milyon oy yapar, bu 4 milyon oyu sokağa bırakmışlar.
  • Erdoğan, 1 milyon 300 bin az oy alsaydı, seçim ikinci tura kalacaktı. 4 milyon oyu sokağa bıraktılar, benden milletin karşısına çıkmamı istiyorlar. Bana veri veremediler çünkü yoktu.
  • Peki, Erdoğan kaç oy fazla olsaydı ikinci tura kalacaktı? 1 milyon 300 bin oy fazla alsaydı seçim ikinci tura kalacak. Gece yarısı çıktı bizim Genel Başkan yardımcıları, seçim ikinci tura kaldı dediler.
  • Nereden biliyorsun? elinde belge yok. 4 milyon oyu sokağa bırakmış, benden yalan söyleyip milletin karşısına çıkmamı istiyorlar, nasıl çıkacağım ben.
  • Bana neredeydin diye soranlardan özür diliyorum. Krizi kötü yönetmiş olabilirim, o yorgunlukla.
  • Unutmayın ki bana veri vermediler, çünkü veri yoktu! 4 milyon oy sahipsiz bırakılmıştır. 1 milyon 300 bin az olsaydı zaten ikinci tura kalıyor. Belgesi burada isteyene verebilirim.
  • Seçim geçti, “60 gün sonra seçim değerlendirme toplantısı yapıyorlar. Ben çağrılmıyorum, böyle bir şey olabilir mi?
  • Başrol oyuncusu kim? Cumhurbaşkanı adayı. Seçimi kim yapmış, o yapmış. Kortizonlu iğneleri yemiş, serumu yemiş, hastalanmış, kimseye çaktırmadan yapmaya çalışmış.
  • İngiltere'nin eski başbakanlarından birine; Muharrem ince 51 günde 107 miting yaptı. demişler, imkansız demiş böyle bir şey olamaz!
  • Kampanya geçmiş, parti kendi arasında seçimi tartışıyor. Beni davet etmiyorlar değerli arkadaşlar!

Bir CHP'li saraya gitmiş…

  • Bir CHP'li saraya gitmiş…“yapmayın etmeyin, Genel Başkanı arıyor. Bakın parti yara alacak! “Bir yan yana gelelim’ dedim.
  • Bunu yazan ” iki gazetecinin ikisine de ben dava açtım” Genel Merkez açamadı!
  • Acaba, Genel Başkan yardımcılarından birisi mi gitti?
  • Hem saraya gidip hem iftira atıyorlar. Gitsin dava açsınlar! Dava açamıyorlar çünkü gazetecilerden korkuyorlar, gazeteci doğruyu söyleyecek.

Muharrem İnce, bu çıkışı kendisi bireysel işleri için yapmıyor. Yorumları söylüyorum.

  • Bu çıkışını, Cumhurbaşkanı adayı olmak için, bireysel kişisel ikbali için yapıyormuş…
  • Televizyonda konuşuyorlar, yorumculara bakın sesleniyorum. Bunu yok edebiliriz; Muharrem İnce’yi aşağı düşürebiliriz. CHP, hemen bir tüzük kurultayı toplasın “Cumhurbaşkanı adayını partinin üyeleri seçer desin”. Cumhurbaşkanı adayını “1 milyon 200 bin” üyesi seçer desin. Muharrem İnce'nin elinden bu kozu alsın. Bu kadar basit bu, bunun çözümü var.

Cumhuriyet Halk Partisi tamda iktidara yürürken Muharrem ince niye böyle yaptı?

  • Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarı demek şu demektir. Cumhuriyet Halk partisinin genel başkanının Cumhurbaşkanı olması demektir. Ben iktidardan bunu anlarım.
  • Bu nasıl bir mantık, Cumhuriyet halk Partisi'nin iktidarı demek, bugünkü rejimde bugünkü düzende; Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının Cumhurbaşkanı olması demektir. Bizim Genel başkanın öyle bir iddiası var mı ?ben mi duymadım.
  • Böyle bir iddiası yok ki. Böyle bir iddiası yoksa, CHP'nin iktidara yürümesi de hayaldir.
  • Ama kim, yerine kim gelirse gelsin, hayır canım Cumhuriyet Halk Partisi gelecek!
  • Onun için mücadele ediyoruz, onun için kendine güvenenle siyaset yapmak lazım. Ben bunu söylüyorum, yani iktidara yürüyormuş ta ben engel oluyormuşum.
  • Böyle bir iddiası ortada yok. İktidara yürüme iddiası yok zaten.
  • Sayın Genel Başkanın, ilk seçimde iki Cumhurbaşkanı adayı olacak, ülkeyi şöyle yönetecek, böyle bir iddiası var mı? Böyle bir iddiası yoksa o zaman iktidara yürüyor olması doğru değildir.

Cumhuriyet halk Partisi yerel seçimlerde başarısız mıydı, Muharrem İnce?

  • Hayır, çok başarılıydı. Adaylarımız başarılıydı. Ama unutmayın, İstanbul'u Ankara’yı, Adana'yı Mersin’i Hatay’ı Antalya'yı. İlçe istiyorsanız Bozuyüğü. Bize Kürt vatandaşlarımız kazandırdı.
  • HDP’liler kazandırdı. Onlar HDP'den aday çıkarmadılar.
  • Ama seçimden sonra Cumhuriyet Kalk Partisi, Kürt vatandaşlarımıza böyle yürekten bir teşekkür edemedi o utangaç, mahcup gizli kapılar ardında. Ben yüreğimi açarak teşekkür ediyorum, Kürk vatandaşlarımıza.
  • Yani bu başarıyı küçümsemiyorum ama adaylarımız iyi bir kampanya yaptı doğru.

Partiyi bölüyorsun?

  • Bu Cumhur İttifakı, bu da millet İttifak’ı! Yani ben bu millet ittifakından ayrılıp buraya mı geçiyorum? Ben böyle bir şey yapmıyorum. Hayır! Niye geçeyim ya, geçmiyorum ben buradayım. Ben milletin ittifakından ayrılıp Cumhur İttifakı’na mı geçiyorum ,neyi bölmüş oluyorum? Buradan buraya sizi taşıyacak mıyım? Hayır, millet ittifakının içinde ise bırakın burada ayrı bir umut olsun!
  • Niye olmasın, bölmek demek şu demektir; buradan alıp bu tarafa taşımak demektir.

Futbolun kurallarıyla Basketbol oynayamazsınız!

  • Parlamenter sistem başka da 50 artı 1 başkadır. Bölme olayı parlamenter sistem de olur çünkü. Parlamenter sistemde bir beraberlikle bir puan vardır.
  • 50 artı 1 sisteminde bölme diye bir şey olmaz, bu ittifaklar olduğuna göre niye böyle olsun.
  • Yani futbolun kurallarıyla, basketbol oynamak gibi bir şey oluyor burada. Böyle olmaz dolayısıyla söylenen, sözler doğru değildir.

Sizi saray mı destekliyor?

  • Beni Saray desteklemiyor! Şimdi bakın, bunun mantıksızlığını anlatayım size!
  • Neden desteklememeli, destekliyorsa eğer hata yapıyor kendince,
  • Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Cumhuriyet halk Partisi'nden Muharrem İnce, kaç puan fazla aldı 8 puan! Peki, bu sekiz puanı nereden aldı; HDP'lilerden aldı, İYİ Partililer ‘den aldı, AKP’lilerden aldı, MHP’lilerden aldı. Oylara bakarsanız görürsünüz.
  • Erdoğan, AKP ve MHP’nin toplam oylarından daha az oy aldı. Erdoğan'ın oyu AKP ve MHP oylarından daha azdır.
  • Oylar bana geldi, yani ben AKP'den de MHP'den oy alabilme ihtimali olan bir adamım. Dolayısıyla millet İttifakı'nın da içinde olduğuma göre Saray'ın beni desteklemesi mümkün değildir, mantıklı değildir.
  • Bu piyasada sanay bunu destekliyor diyenler, CHP içindeki rant baronlarıdır.
  • Kendi rantları bozulmasın diye, kendi düzenleri bozulmasın diye, bana atılan iftiralardır, bunun mantığı yoktur.
  • Yani ben Erdoğan'ın yerinde olsam Muharrem İnce'yi desteklemem neden desteklemem çünkü Muharrem İnce o taraftan oy alma kabiliyeti olan birisidir.
  • Yani en azından bugünkü CHP yönetimine göre oradan oy alma ihtimali benim çok daha fazla ve geçmişte de aldık dolayısıyla bu bir palavradan ibarettir.

Yandaş medyaya gelince bana olan yakınlığınızdan gözlerim yaşardı. Gerçekten gözlerimi yaşartıyor!

  • Ne kadar çok beni seviyor muşsunuz, beni 20 sene de anlayan olmuş.
  • Ama biliyorum ki bugün memleket hareketi ile gerçekleri haykırmaya başladığında ekranlarınızı ve sayfalarımızı bana kapatacağınızı biliyorum.
  • Ama merak etmeyin memleket hareketi medyayı da özgürleştirecektir.

Anketler!

  • Pek çok anket gördüm, 15,8 gördüm. 17,1 gördüm 14 gördüm. Memnun musunuz? Hayır değilim!
  • 30,6’yı 50+1’yı yaparsak memnun olurum.
  • Bu anketleri yapan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, bana da ilettiler benim memnuniyetim 50+1’le olur.

Kurultayda saygısızlık yapıldı, Muharrem İnce onun için parti kuruyor

  • Arkadaşlar biz çocuk muyuz? Yarım yüzyılı geçtim ben.
  • Kırk yıldır siyasetin içindeyim.
  • Bütün bu anlattıklarımızın içinde, en hiç takmadığım konu o. Nereye oturduğum? Delegelerin yanında oturmak benim için şeref, hiçbir sıkıntı yok.
  • Bu siyaseti bilmeyen insanların yorumudur.
  • Beni nereye oturduğum önemli değil. Sokağa çıktığında milletin gönlünde neredeyim! Gerisi umurumda değil. Hiç düşünmedim.
  • Arkadaşlarım buna çok kızdı! Parti, örgüt buna çok kızdı, ben hiç takılmam.
  • Ama partide ilkeler çiğneniyor, ideoloji çiğneniyor, ben bunlara üzülüyorum…

İzmir'de bir genç kardeşim hakaret etmiş

  • Onun gözlerinden öperim
  • Biz de genç olduk onu anlıyorum Memleket sevdasıyla bunu yapmıştır, ama yanlış anlamıştır.
  • Gelip seni bulacağım, seninle ‘endüstri beş sıfır’ konuşacağız. Hiç canını sıkma sana kızgın falan değilim, gözlerinden öperim.

Gölgede kalanların gölgesi olmaz!

  • Güneşe çıkanların bölgesi olduk. Biz 4 Eylül'de Güneş'e çıkaracağız, Sivas Kongresi'nin başladığı yerden başlıyoruz. İkinci büyük açıklamamı da Cumhuriyet Bayram’ı öncesinde yapacağım.

Hibya Haber Ajansı

Okunma